Ana içeriğe atla

+20 Yaş Sendromu

 
 
 
 
 
Hani vardır ya böyle artık aynalara baktığınızda eskisi gibi değilsinizdir nerde o eski günler dersiniz aslında 40'lı yaşlarda söylemeye başlarsınız ama 20 'li yaşlarda da söylemeye başladık biz.Lisede sınıfınızdaki en ilginç (burda ilginç darken aslında en kötüsünü söylüyorum) çiftin sizden once nişanlandığını duymak yada artık doğum günü partileri yerine nişan,düğün partilerine davet edilmeye başladığınız an işte o an 20'li yaş sendromu başlamış oluyor.Daha siz doğru düzgün bir ilişki yaşayamıyorken rekor ilişki süreniz 6 ayı geçmiyorken diğer arkadaşlarınızın nişan törenine gitmeniz insanda hafif bir depresyon ve ufaktan Halil Sezai dinleyerek (ki hiç sevmem) İsyan etmenize sebeb olabilir.Hayallerinizin artık gerçekten saçma olduğunu anladığınız ve çok az bir kısmını gerçekleştirmek için uğraştığınız dönemdir.Aslında hepsini isteseniz gerçekleştirirsinizde arada bir aşk gelince birde evde kalma durumu oluşmaması için biraz olsun vazgeçersiniz.Zaten hayallerini gerçekleştirenlerin evde kaldıkları için ellerinde kalan tek şey hayallerini gerçekleştirmek olur o nedenle onlarda öyle avuturlar kendilerini.Aslında 20'li yaşlar ilerleyen yaşlarda ''Ne çektim bee bir yerlere geleceğim diye '' kendinizi eleştirmek için geçirdiğiniz zamanlardır.Birde tabi Rockn Roll ruhuna tamamiyle hakim olacağınız U2,Muse,Şebnem Ferah,Metallıca dinlemek için artık son dönemdir.Müzik Festivallerine gidebilmek için gizlece para biriktirmeler özellikle TomorrowLand gibi (Tanrım 30 yaşıma gelmeden lütfen gidebileyim) Kısacası 20'li yaş sendromu birazda 40 'lı yaşlarda keşke dememek için ne kadar çok vakit var diye düşünüp hemen hepsini gerçekleştirmeye çalışma dönemidir.Yani 20'li yaşlarda olmakta zordur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vaktin varken SEV

Vaktin varken sev, Korkma duygularından sadece yaklaş Yargılama kendini aynalarda sadece inan Kalbin varken hisset sıcaklığını saflaş biraz Çiceklerden yol yap sevgine ve sakın geri dönme Vaktin varken sev, Bir tekrarı daha olmayacak çünkü Bak bir kelebek daha öldü Bu kez kalbinin götürdüğü yere git. Sorma sorgulama sadece git. Vaktin varken sev Koru sımsıkı sar aşkı kaybetme sakın Vedalar acıtsada,korkma ağlamaktan Hadi yaklaş şimdi başlıyor aşk......

Egomuzu Besleme İhtiyaçı

Neden sürekli birileri tarafından övgüler almak isteriz ki Bu neyi ispatlar ? Kimse kendi kendine kim olduğunun farkında değil mi ? Yoksa herkes kendi gerçeği arkasında hayalindeki o kişi gibimi yaşamaya çalışıyor Sanırım kendimizi sevmememizden kaynaklanıyor olabilir. Sırf övünmek yada farklı üşündüğümü belirtmek için söylemiyorum ama ben kendi yeteneklerimle ilgili övgü almaktan yada kendi yeteneklerimiz eşsiz benzersiz göstermekten hoşlanmam ve hiç bir zamanda bunu yapmamaya çalışırım.Ego beslemek gereksiz tehlikeli bir şey gibi geliyor bana her zaman.Fakat şunun farkındayım ki genel olarak insan övülmeyi ister o birşekilde bir ihtiyaçtır.Sürekli birilerine kendimizi ispatlamak için uğraşırız nedensiz ve amaçsız birşekilde.Bunun en büyük sebebi bence toplumumuzun bakış açısında Herkes kuşkusuz bu durumu yaşamıştır.Lise son sınafa gelindiğinde herkes hayalindeki mesleği söylediğinde yakın çevremiz ve hocalarımızda dahil Doktorluk tercih edenler sanki yerçekimini yeniden bul...
  Karanlık kördü. Tek bir ışık kalmadı çöktü. Adım çoğalmadan karanlıkta,Bak en derinlere bul beni. Sesim yok oldu boşlukta,Zaman yuttu bedenimi kayboldum. Azalırken nefesim,Çığlıklarımı duyan olmadı. Ruhum kalamadı bedenimde. Oysa yol almamış hayallerim, Bilmiyordum aşkı sevdayı,geldi kopardı teker teker. Tozu bile kalmadı,kurtulamadım. Dualarda kurtulur muyum   dersin ? Annemin gözyaşları yol oldu hayallerime Ben çoğaldım herkesin gözlerinde Bir soru şimdi başucumdaki adamın dilinde Hakkımı soruyorlar hiç alamadım oysa Söylesene 10 yıllık mıydı hakkım dedim Azrail bakamadı yüzüme Aldım mı payıma düşeni ? Döner mi karanlıklar aydınlığa Bir avuç bulut olur mu bedenim Yoksa bitti mi hikayem.