Kayıtlar

Bana göre Hayat

Hayat bir hikaye insanlar hikayenin baş karakterleri tek bir kuralı var sadece bir KEZ yer alabiliyoruz hikayede.Tekrarı yok yani (ona göre yaşamak lazım) Nasıl yaşıyorsunuz ? Nelere inanıyorsunuz ? Nasıl inanıyorsunuz ?  bunlar çok önemli.Aslında hikayemin tam olarak neresinde olduğumu bilmiyorum.Yaşadıklarımdan yada tanıdığım insanların bana öğrettiği şu; Hayat bildiği gibi oynar ve hiç birşey umrunda değil.Hayatı olduğu gibi geldiği gibi yaşayıp şekil vermek gerekir.İnsanlara gelince (biraz fazla eleştirmem gerek).İnsanlara gereğinden fazla değer vermeyin.Kimse sizden daha değerli değil İlk önce kendinizi sevin sonra başka insanıda seversiniz ama öyle tüm kalbinizi vermeyin sadece kalbinizin olduğunu,onun için ısındığını hissettirin yeter fazlasına  gerek yok hak eden yok.Sıkılıncaya kadar devam et ne olmasa gerçekten aşktan sevgiden anlayan yok romeo ve juliet ile birlikte yok oldu  aşk (bunu yazarken nil karaibrahimgilden bu mudur şarkısını dinlemek ayrı bir ilginç oldu)  Eskisi 
İnsanlar çok sevgi diye bağıran koşan insanlar çok
Hadi gel sev diyince gelen kimse yok
Aşkı çoktan öldürdük külü bile kalmadı ki
Böyle olmaz böyle yaşanılmaz ki
Artık eskisi gibi olamaz ki
Olmaz yaşanılmaz artık.

Hasret baka kalan aşksız kalpler çok
Aşkın kirletildiği bedenler çok
Böyle olmaz böyle yaşanılmaz ki
Sevgi nerde hani bulabilen yok ki
Artık eskisi gibi olamaz ki
Olmaz yaşanılmaz artık.


Yıllardır yürümekten çekindiğim yoldan yürümeğe karar verdim. Yol iyice değişmiş gibi geldi ilk başta delice yürüyordum. Ağaçlar,çiçekler,yol kenarındaki terk edilmiş duraklar... Güneş yolumu aydınlatmakla kalmıyor aynı zamanda içimide ısıdıyordu. Birden hiç farkında olmadan birşey çıkı verdi karşıma. Kocamandı,dünyayı yok edecek büyüklükteydi ilk önce çok korktum bu şey nedir diye Başımı kaldırıp baktığımda karşımdaki kocaman şeyin adı Aşktı. Unutmuştum nasıl birşey olduğunu Şaşkınlığımı gizleyemedim ve aptal gibi hissettim. O kocaman aşk karşıma çıktığında sarhoş gibi hissettim kendimi. Güneşle birlilkte kahkalarımıza ağaçlar,çiceklerde eşlik ediyordu. Çok geçmeden birden bulutlar geliverdi ve sağnak yağmur başladı. Aşk birden bire yok oldu karşımdan tüm ışıldısıyla gitti. Ardında güzel bir his bıraktı o kadar . Güneş tüm gücüyle savaştı bulutlarla aralarından sıyrılıp çıktı  Beni aradı gözleri iyimiyim diye kontrol etti Biraz ıslanmıştım o kadar ama aşkı gördüğüm için mutluydum. Aşk yine gitmişti …
Hep burda olanlar.Hiç bir yerden gelmeyenler ve gitmeyecek olanlar ?
Yolculğun son durağına geldiğine inananlar nasıl olacak ve nefes alacaklar ?

Kalbi Yaralı Birini Sevdim.

Kalbi yaralı birini sevdim
Bile bile kalbimi yakma zamanı yine
Gözlerinden belli derin yaraları
Belkide arıyordur eski aşkları
Yinede yakmak istiyorum kalbimi
Bile bile yanmak istiyor yüreğim

Geceler kadar karanlık dünyamı
Aydınlattı gözleri dolunay gibi
Olurda gitmesin diye kokumu bıraktım yatağına
Belki sevmek ister diye kalbimi açtım ona.

Yarın ne olur bilmeden.
Sevmeyi öğrenir diye yeniden
Kalbimi yakmak istiyorum yeniden.



Egomuzu Besleme İhtiyaçı

Neden sürekli birileri tarafından övgüler almak isteriz ki Bu neyi ispatlar ? Kimse kendi kendine kim olduğunun farkında değil mi ? Yoksa herkes kendi gerçeği arkasında hayalindeki o kişi gibimi yaşamaya çalışıyor Sanırım kendimizi sevmememizden kaynaklanıyor olabilir. Sırf övünmek yada farklı üşündüğümü belirtmek için söylemiyorum ama ben kendi yeteneklerimle ilgili övgü almaktan yada kendi yeteneklerimiz eşsiz benzersiz göstermekten hoşlanmam ve hiç bir zamanda bunu yapmamaya çalışırım.Ego beslemek gereksiz tehlikeli bir şey gibi geliyor bana her zaman.Fakat şunun farkındayım ki genel olarak insan övülmeyi ister o birşekilde bir ihtiyaçtır.Sürekli birilerine kendimizi ispatlamak için uğraşırız nedensiz ve amaçsız birşekilde.Bunun en büyük sebebi bence toplumumuzun bakış açısında Herkes kuşkusuz bu durumu yaşamıştır.Lise son sınafa gelindiğinde herkes hayalindeki mesleği söylediğinde yakın çevremiz ve hocalarımızda dahil Doktorluk tercih edenler sanki yerçekimini yeniden bulmuş gibi eşsi…

AŞK nedir Bilmiyoruz ?

Boşuna bilmişlik taslamamıza gerek yok
Hiç birimizin aşk ile fikri yok
Nasıl olduğunu  bile bilen yok

Kendi içimizde hislerimizle tanımladığımız kadarıyla biliyoruz aşkı
Kimi ne göre birinin bir selam diye mesaj atmasından nikah masasına kadar hayal ediyoruz
Aşk eşittir nikah masası mı peki ?
Ya dedikleri doğru mu Evlilik aşkı öldürür mü ?

Tüm bunları ortaya atan yine bizleriz Kendimiz çıkarıyoruz
Ne olduğunu bilmeden birinin birden bire gelmesini bekliyoruz
Yalnızlıktan,çağresizlikten mutsuzluktan kurtulmayı istiyoruz
O gelen kişiye aşık olmamız gerektiğini düşünüyoruz

Aşk bence bu kadar basit değil aşk bu kadar sıradan olamaz
Biz basit şeylerle aşkın kalitesini düşürüyoruz
O kadar çok düşürüyoruz ki günün sonunda bacak arası zevki bile aşk zannediyoruz
Yazık ediyoruz kendimize aşka ama yinede anlamadan devam ediyoruz.

Gerçek aşk bence kayıp ve onu bulmak için uğraşmak gerek
Kendi içimizde kurduğumuz arzulara aşk demeyi bırakmak gerek
O içimizdeki arzular aslında hep çıkara aşk oluy…

Yolun Neresindeyim Bilmiyorum

Hayat; bir yolculuk.
Doğum ve Ölüm arasında yürüdüğümüz yol.
Yolun nasıl başlayacağını bilmiyoruz aynı şekilde nasıl biteceğinide.
Tek yapabildiğim yolda nasıl yürüyeceğime hangi şekilde gideceğime karar verebiliyorum.
Bazen karanlık,bazen aydınlık çoğu zaman yalnız devam ediyorum yoluma...
Kime göre neye göre yalnızlık aslında değişir.Herkesin yalnızlığı başkadır.
Yolculuğumdan oldukça memnunum yolumda çoğu zaman engeller çıkıyor
Tüm engelleri yok etmek önemli olan yok edemeyenlerden olmak büyük hata
O hataya dişmemek için belkide her zaman aksilik ve zorluklarla karşılaşıyorum
Bazende inatçı olduğum içinde oluyor Farkındayım ama düzeltemiyorum
Yada düzeltmek istemiyorum öylede mutluyum
Hayal kırıklıklarımla ayrılıklarımla vedalarımla iyi geçinmem gerekiyor
Hayat ne zaman nasıl bir süpriz çıkaracak karşıma bilemiyorum
Ben sadece yürümek istediğim yolda yürümeye çalışıyorum.
Yinede hayat istediği şekilde cevap veriyor
Sanırım önemli olan o cevapları nasıl değerlendirdiğin şu Hayatta.