Ana içeriğe atla

Ben nefret duygusunu yaşamak istemiyorum. Ne olur izin ver bu kez gideyim

Nefretim mi fazla yoksa öfkem mi bilmiyorum.
Ben ne zamandır bu duygunun esiriyim 
Nasıl oldu da teslim oldum bu korkunç duyguya bilemiyorum
Ben kötülükle beslenenlerden olmak istemiyorum 
Sindirmeye çalıştıkça olanları başka yerden çatlak verdim.
Bir saksının fazla suyu dışarıya vermesi gibi.....
Oldukça kızgınım biliyorum ve bunu kontrol edebiliyorum
Fakat nefret kontrolü zor bir duygu ve ben kontrol etmek istiyorum
Çözümü bulmam lazım böyle devam etmemeliyim.
Bir planım var sadece 6 harften oluşuyor:
Gitmek ve  başka bir yerde devam etmek....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vaktin varken SEV

Vaktin varken sev, Korkma duygularından sadece yaklaş Yargılama kendini aynalarda sadece inan Kalbin varken hisset sıcaklığını saflaş biraz Çiceklerden yol yap sevgine ve sakın geri dönme Vaktin varken sev, Bir tekrarı daha olmayacak çünkü Bak bir kelebek daha öldü Bu kez kalbinin götürdüğü yere git. Sorma sorgulama sadece git. Vaktin varken sev Koru sımsıkı sar aşkı kaybetme sakın Vedalar acıtsada,korkma ağlamaktan Hadi yaklaş şimdi başlıyor aşk......

Yalnızlık Değil Derdim

Yalnızlık hiçbir zaman derdim olmadı. Sizin 'yalnızlık' diye tanımladığınız şey, benim için kendimi dinlemektir. Esas yalnızlık, kimseyle sevgi paylaşamamaktır; sizi dinleyecek, anlayacak, kahvenize eşlik edecek birinin hayatınızda olmamasıdır. Bu büyük bir yalnızlık olurdu ve inanılmaz çekilmez bir hayat olurdu. Esas sorun, sevgisizlikten gelmektedir. İnsanların duvarlarından, buz kesmiş kalplerinden. Herkes mi bu kadar kötü olur? Çoğunluk evet. Unutmamalıyım ki muhtemelen ben de bir başkası için "kötü" biriyim. Burada görecelik devreye giriyor ama esas konumuza dönersek; yalnızlık değil derdim. Sevgisizlik, en büyük korkum; sevgisiz kalmak ne büyük bir acıdır. Susuz kalmış bir ağaç gibi hissedersiniz, çaresizce yağmuru beklersiniz. Paylaşmayı bilmemek, aslında en büyük sorun. Birbirimizle olan iletişim, en büyük nedeni... En büyük hediye, aşık olmaktır bu yaşamda. En derinliklerinize kadar hissettiğiniz o korkunç his, ah, ne hoştur... Ne geldiği, ne de gittiği zaman...

Aşkın Tarifi

Küçük bir heycanla başlar herşey onu görünce gözleriniz daha çok acılır sebebsiz yere kalbinizin hızlı attığını hissedersiniz dudaklarınız kurur bir tek kelime bile edemezsiniz işte bunları hayatınızda bir kez olsun hissettiyseniz sizde Aşk nedir biraz olsun biliyorsunuz demektir.Hiç olmayacak kişilerle hayallere dalmak sonra pişmanlığınızla kendi kendinizi dram filmlerini izleyip ağlarken bulursunuz koltuğunuzda fakat birde bu aşkın diyer yüzü var karşılıklı umutlu bir aşk işte o zaman daha çok anılarınız sahne alır hayallerinizden çok duygularınız hayat bulur bir dokunuşla bir cümleyle ve kalbinizin atışları bu kez huzura ve mutluluğa izin verir hiç bitmeyecek bir hikaye başlar sizin için her hikayede olduğu gibi bazen hüzünlü bazen sevinçli devam eder sonu mutlu biter  demek çok isterdim fakat bu hikayede herşey çok acımasız yaşanır sevinçiniz de üzüntünüzde çok derinlerde hissedersiniz işte bu nedendir ki milyonlarca şarkının,filmin,sanatın kısacası hayatımızın her dakik...